"Namaz, Kur'an-ı Kerim, Üveysilik Zikri, Salavat"

Ayrı Olanlar İçin Ya Cami Ya Vedud

Blogu elden geçirmeden önce açmıstım bu konuyu ve sayılı okuma olduğu için sildim..🙂

Sürekli mail geliyor bu konuyla ilgili o sebeple hem bilgim dahilinde bilgi vermiş olayım, hemde bu konuyla ilgili soruları toplu halde gidermiş olayım diye açtım bu konuyu..

“Yani ilk söylediğim şeyin hala arkasındayım, üveysilik zikri Rabb’in izniyle tüm sıkıntıların giderilmesine vesiledir..”  :)

Gelelim konumuza daha önce ya vedud ya cami seklinde sayılı okuma önermiştim lakin sayılı okuma yapmanın ne kadar yanlış olduğunu, sayılı okuma yaparak misal; Allah c.c’a ben esmayı 100 defa okudum karşılında şu isteğimi ver(bir nevi pazarlık) demenin bir başka şekli olduğunu öğrendim..Rabb’imizin bizim ibadetimize, duâmıza ihtiyacı yok, bizim O’nun sevgisine, merhametine, lütufuna,yardımına ihtiyacımız var öncelikle bunu kavrayalım..

Israrla isteyen kardeşlerimiz için konuyu düzenleyelim..

 

El Vedud:  Dilediği kulunu çok seven, aşkı ile yanan kullarını seven, salih kullarını sevip onları rahmet ve rızasına ulaştıran ve sevilmeye en çok lâyık olan demektir.

El Cami:Bütün iyilik ve güzellikleri, erdem ve övgüleri zatında toplayan, evrendeki tüm varlıkları, tam bir âhenkle toplayıp düzenleyen, tabiatları zıt olan birçok unsuru birleştiren, insanları birbirlerine sevdirip kalpleri ısındıran, mahlûkatı hesaba çekmek ve insanlara, kazandıklarının karşılığını vermek için, kıyamet gününde bir araya toplayan demektir.

Esmaları sayıyla okumak yerine esmalar ile duâ edelim.. Daha sonrada aradaki engelleri kaldıracak güzel bir duâ okuyalım..

Allah’ım herşeyin doğrusunu sen bilirsin ……… kulun hakkımda hayırlı ise El Vedud ismi şerifinin hürmetine beni ona sevdir, El Cami ismi şerifinin hürmetine bizi sevgiyle bir araya getir.. Amin..

Aramızdaki engelleri okuyacağım duânın hürmetine gider..

 

Ya müfettihu fettih.

Ya müferricü ferric.

Ya müsebbibu sebbib .

Ya müyessiru yessiril fetha vel ferecü minke Ya Fettah, Ya Aliym iyyakena’büdü ve iyyake nesteıyn.

Anlamı

Ey açıcı RABBİM ! önümdeki engelleri kaldır.

Ey darlıkları gideren HALİKIM ! Darlıkları gider.

Ey sebepleri yaratan RABBİM ! Bir sebep yarat.

Ey kolaylıkları meydana getiren! önümü aç çünki darlıkları gidermek sendendir.

Ey rızık kapılarının açıcısı her şeyi bilen RABBİM ! ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım isterim..

Dua-1

Ey! Yeri göğü eşsiz güzelliklerde yaratan Allah’ım!

Senden sadece rızanı istiyoruz

Bizden razı olmanı,bizi sevmeni,bizi bağışlamanı talep ediyoruz

Bizi bize,nefsimizin eline bırakma ne olur Allah’ım

Sadece Sen Allah’ın! Kusursuzsun,ama biz kusurluyuz

Sen Zenginsin biz ise fakiriz

Sen Cömertsin,merhametlisin,son derece şefkatlisin

Biz ise kusurlu,kusur arayan,ayıplayanız

Günahlar işleyen,tövbe eden,yine günah işleyeniz

Ama Sen affeden, hep affedensin

Senin sevgin,anlayışın,şevkatin,merhametin sonsuzdur Allah’ım

İşte sana geldik, diz çöktük önünde,bütün kusurlarımızla

Sen dua edin kabul edeyim dedin ya! işte ellerimizi açtık kapındayız

Bizi kabul et Allah’ım Ne olur,günahlar işledik nefsimize uyduk

Ama pişmanız, bütün günahlarımzı itiraf ediyor ve tövbe ediyoruz

Biliyoruz ki Sen affedicisi,affetmeyi çok seversin

Bizi affet Allah’ım… Magfiret eyle… Bağışla

Sana Adem(a.s) gibi yalvarıyoruz

Sana  İbrahim (a.s) gibi yalvarıyoruz

Sana Yunus Aleyhisselam gibi yalvarıyoruz

Sana İsa Alayhisselam gibi yalvarıyoruz

Sana Peygamberimiz  Muhammmed (a.s) gibi yalvarıyoruz

Sana indinde kimseye bildirmediğin isminle yalvarıyoruz.

Peygamberlerin Seni Hangi İsmi Azam ile çağırdılar

Hangi esman ile anıp yalvardlılar ise bizde onlarla yalvarıyoruz

Onların diliyle sana sesleniyoruz…

Bizlere öyle bir yol göster ki… Ondan sonra asla şaşırmayalım

Ondan sonra asla günah işlemeyelim..

Ondan sonra hep rızanı kazanalım

Ey Vehhab Olan Allah’ım…..

Sen karşılık beklemeden bağışta bulunan

Sen  merhametlilerin en merhametlisi olansın

Sen  Afüv’sün affeden affetmeyi sevensin

Sen Rezzak’sın rızık verensin

Sen  Latif’sin Lutfeden,lutfetmeyi seven’sin

Allah’ım bize merhamet et

Allah’ım bize lutfunla muamele eyle

Alla’ım bize rahmetinle muamele eyle

Allah’ım bizi Nurunla nurlandır

Allah’ım Sana sığınıyoruz bildiğimiz ve bilmediğimiz kötülüklerden

Allah’ım Sana sığınıyoruz belardan,musibetlerden,her türlü şerden

Allah’ım Sana sığınıyoruz Cehennem azabından,kabir azabından

Allah’ım Sana sığınıyoruz,rızasızlığından

Allahîm bizlere varlğını hissettir,lutfunun ışığı ,hoşnutlugunun yolunu göster

Kalplerimizi iman ve marifet Nurunla nurlandır

Cennetinel müjdele,Cehennemden uzak tut

Allah’ım her gün sabah uyanınca sana şükretmeyi

O gün ve diğer günlerimizi senin razı olduğun kullardan olmayı nasip et bize

Allah’ım Sen dua edenin duasını kabul edersin

Duamızı makbul dualardan eyle

Hakkımızda hayırlı olanı gönlümüze de razı et

Bizim için ne hayırlı en iyi bilen Sensin

O zaman Allah’ım bize hayırlı bir yaşam ver

Hem ahiretimizi,hem dünyamızı af ve afiyet eyle

Analarımızı ve babalarımızı da affeyle,Onları magfiret eyle

Allah’ım şükürler olsun senin kulunuz ve Sana İnanıyoruz.

Bizi hatalarımız ve kusurlarımızla kabul et Allah’ım

Yanlış ve hatalarımızı anlamayı ve kısa zamanda düzeltmeyi nasib et

Bizlere rızanı kazanacak ameller nasib et

Bizleri senin razı olduğun hayatlar yaşat

Allah’ım Senden sadece Rızanı isityoruz

Dualarımızı kabul et Allah’ım

Salavat-ı Şerifeler (Hasan Basri Hazretleri’nin)

1-Salavat
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve eshâbihî ve evlâdihî ve ezvâcihî ve zürriyyetihî ve ehli beytihî ve ashârihi ve eşyâihî ve muhibbîhi ve ümmetihî ve aleynâ meahüm ecmaîn.

Anlamı
Allahım Efendimiz Muhammede, aline, ashanına, çocuklarına, eşlerine, zürriyetine, ev halkına, asharına, eşyaına, onu sevenlere, onun ümmetine ve bizlerede topluca onlarla beraber salat eyle..


2-Salavat

Allâhümme salli ve sellim alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin Nebîyyil Ümmiyyil Habîbil Âliyyil Kadîril Azîmil câhi Ve alâ âlihi ve ashâbihi ve evlâdihi ve ezvâcihi ve zürriyetihi ve Ehl-i Beytihi Ve eshârihi ve ensârihi ve eşyâihi ve muhibbihi ve ümmetihi Ve aleynâ maahum ve’l-mü’minîne ve’l-mü’minâtı ve’l-müslimîne ve’l-müslimâtı ec’maîn.

Kalp Zikri

Bismillâhirrahmânirrahîm.

* Artık kalbinin konuşması ( Kalp zikrinin başlaması ) yakındır. Müslüman – mümin olmanın birinci şartı Kelime-i Şehadeti dille söylemek; kalp ile tasdik etmektir. Artık söylediğin zikirlerinin her birini kalbin de aynı anda söylemeye başlamıştır. Sadece zikirleri mi? Hiç bilmediğin,  Kur’an Ayet ve Surelerini kalbinden imamla; eğer Kur’an-ı Kerim’i tvden dinliyorsan aynı anda saniye değil salise farkı olmadan kalbin söylemeye başlamıştır.  Artık, gerçek müslüman-mümin olmuşsundur. Verilen bu ilahi armağan senden asla geri alınmaz. Yunus Emre’nin  “Bir ben vardır, Benden içeri”nin anlamını öğrenmiş ve yaşamaya başlamışsındır. Mübarek olsun… Senin içinde yaşayanı: (farkında olmadığın yaşayanı) duymaya başlamışsındır. 

Mübarek olsun…

* Bir gün namazda veya zikir anında ağzından bir  “Dua “ dökülür, sözler senin ağzından çıkmakta ama söyleyen sen değilsindir. İşte o, ruhunun niyazıdır. Dua değil, dua üstüdür; niyazdır o… Artık kalbindeki hapishanede esir olan, mahkum olan Ruhun özgür olmakta  “La İlahe İllallah’ la nefse,  vurula vurula;  nefsinle ruhun yer değiştirmeye başlamış; eski gardiyan olan Nefs mahkum olmuş, mahkum olan ruhun da azat – özgür olmuştur. İşte Marifet dediğimiz alemde yolculuğun sürmektedir. Bu niyaz senin ileride, bu dünyaya geliş amacının temelidir, sezdirmesidir. Kısacası sırrının habercisidir. Sırrını daha sonra öğreneceksin. Bu yazıları okuyan kardeşim şu an sana sorsalar bu dünyaya neden gönderildin? Niye geldin? Vereceğin cevap: “Allah’a kulluk için, Peygamberimize ümmet olmak için geldim.” diyeceksin. Doğrudur. Aynı soru ikinci kez sorulsa ne diyeceksin? Aynı cevabı vermen doğru olmaz. Bu cevap herkesin ortak cevabıdır. Sen ey falan oğlu veya falan kızı bu dünyaya sen (sizler değil, sen) niye geldin sorusunun cevabını, ileride öğreneceğin sırrına vardığında, sana öğretildiğinde; öğreneceksin. Hem de vasıtasız-aracısız olarak birinci elden… Sen, zikrine devam et. Bir gün öğreteceklerdir. Ama mutlaka öğreteceklerdir. Sırrını öğrenince de, bir kapıyı daha geçmişsin demektir. Bitti mi? Hayır ileride sırrının da sırrını öğreneceksin. İşte gerçek saadet bu. Bu yazdıklarımda asla değil yalan; yanlış bile yok. Yaşayınca göreceksin. Söylenenlerin az bile olduğunu. Gözlerinden sevinç yaşları akacak başlayacaksın duaya: “Allah’ım bu kadar az ibadete bu kadar çok nimet olur mu?” diye. Bu dünyada gerçekten Allah’ı ve Peygamberimizi seven, gerçek zikir ehli o kadar az ki, şaşarsın… Lafı uzattık. Biraz başa dönelim. Ne demiştik; ”Hayatını, Kur’an ve sünnetlerle dolu dolu yaşamaya; sevinçlerin taşmaya başladığında; tevhidin yani ” La İlahe İllallah ”  zikrin; Kur’an-ı Kerim’deki Hz. Musa‘nın (as)  asası olur, taştan daha katı-sert olan kalbine vura vura kalbinden 12 göze çıkar. Bu 12 gözenin sana isabet edeni ile sen artık,  kabul olan bir “sır sahibi ” olursun. Hele sabret bundan ötesini yazmaya iznim yok. Sana, sabırla zikrine devam et deriz. Bırak zamanı gelince olan olur. Senin rızkını Rabbimiz kimseye vermez. Ezelde, ruhlar aleminde sana ne verilmişse, onu zamanı gelince alırsın. En zor olanı sabretmektir. Ama burada 1 saniyelik sabır sana ahirette binlerce yılı, bir anda; göz açıp-kapaman kadar kısa getirecektir. Bunu bil sana yeter.

Sende artık ağırbaşlılık, yumuşak kalplilik, yalnız kalma ihtiyacı başlar. Kötü alışkanlıklar bir bir kalkar, bol bol ağlamalar başlar. Yine Allah dostu Yunus Emre’nin dediği gibi:  “Bir damla gözyaşı bin günahını yıkar, siler.”  Bu günahlardan arınmanın belirtileridir. Ama üstüne öyle büyük bir huzur ve tarifi imkansız mutluluk çöker ki; şaşar kalırsın.

Bir gün (rüyada veya zikir anında) kendini görürsün; gördüğün senin ruhundur. Kendini yeşillikler üzerinde uçarken veya suyun üstünde yürürken – yüzerken görürsün. İşte ruhun azat olmuş; yıllardır süren mahkumiyeti bitmiş; gördüğün yeşillikler veya su senin geçmiş günahlarından kurtulduğunun bir habercisi ve müjdecisi olmuştur.

Daha sonraları namazlarında; iki rekat arasında Allahümme salli ve barikleri söyleyemez, bunların yerine Salat – ı Şerif okumaya başlarsın. Ayetler okumaya başlarsın. Şaşarsın, şaşma… Artık Kur’an–ı yaşamaya başlamışsındır. Ne diyor Yüce Rabbimiz Kur’an –da “Biz bir ayeti değiştirirsek, yerine daha iyisini koymaya muktediriz.” İşte hayatının içinde Kur’an-ı yaşamaya başlamışsın. Mübarek olsun. Artık hayatın Kur’an ve sünnetler içinde sürer gider. Sen farkında olsan da; olmasan da bu böyle devam eder. Ne mutluluk, ne mutluluk…

Şimdi artık gelelim öğretmene (mürşide / yaşayan nefs sahibine) ihtiyaç olmamasının asıl sebebine: “Lütfen çok iyi okuyun ve anlayın.” Bu ve bundan sonra sana verilecek olan ikinci zikri, Rabbin melekler vasıtasıyla;  ama sana seslenmesi, ama perde kalktığında, ama rüyanda verilir. Yani, hangi gün veya ayda hangi zikre başlayacağım diye endişen yok. Seni,  senden  iyi  bilen  ve  sana   şah  damarından  yakın  olan Rabbin  zamanı  gelince “…. oku diyor veya yazılı olarak veriyor” ve artık; Tevbe Estağfurullah ve Salat-ı Şeriflere ve 11 ihlas 1 Fatiha’yı okuyup Yüce Peygamberimize (sav), akraba ve ashabına hediye ettikten sonra  “La İlahe İllallah”  yerine sana verilen zikri söylemeye – yaşamaya başlıyorsun. Daha sonraları verilen ve verilecek olan diğer zikirler hep Rabbinden ve O ne bildiriyorsa,  onu uygulayacaksın. Yani kul yok arada ve sen hep bir ve eşi benzeri olmayan Yüce Mevlanla başbaşasın. Hem de bu dünyada.  Ahireti sen düşün… Birde bu öğrendiklerini veya anlatılanları bir düşün Ey Akıl Sahibi.  Bunlar  akılla olacak  şeyler mi? İşte  şimdi  daha  iyi  anladın  değil mi? İşte Kur’an-ı Kerim’in  bir  kez  daha  yaşadığının ispatı: Rabbimiz ne buyuruyor?:  “Kur’anı Biz  öğretiriz.” İşte öğretiyor…

Öğren artık,  Fatiha’nın 4. Ayetinin kısaca açıklanması bu. Ne diyoruz biz bu ayette: “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” İşte yardım, işte bizim temel dayanağımız… Rabbinin öğretisi mi? Kullarının öğretisi mi? Sana doğrudur, kararını ver ve başla. Yarına çıkıp çıkmayacağımızı Allah bilir, çok geç olmadan bu yolun yolcusu olmaya bak. Rızkında varsa olursun. Rabbimiz seni ve bizleri; Allah’a kul, Peygamber Efendimize (sav) ümmet eylesin. Amin…

Öyle güzellikler yaşarsın ve Rabbinden öyle güzel müjdeler alırsın ki; aklının bunu algılamakta çaresiz, bildiklerinin yetersiz olduğunu, hayallerinin buna yetişemediğini görür de hayrette kalırsın. İşte bu yüzden bütün makamları bir araya topladık; adını hayret koyduk. Çünkü; bu dünyadan göçüp ve asla ölümün olmayacağı yolculuğa çıkıncaya kadar hep ama hep hayrette kalacaksın.

Ne kadar çok yazarsam yazayım; yaşayacaklarını sana anlatamam. Sadece şunu söylebilirim: “ YAŞA VE GÖR”.

Bu öyle bir yolculuktur ki; anlatmakla bilinmez, yaşamakla bilinir. Son olarak da şunu söylebilirim: Dünyada yaşadığın bütün zevklerin bir sonu vardır ama bu zevkin asla sonu yoktur. İşte bu zevk Mevlana’yı döndürmüş; işte bu zevk Yunus Emre’yi söyletmiştir. Hem de 750 yıldır. Bu zevki – aşkı; Allah ve Resulünün aşkını bu zikirle bulur ve Mevlana’nın, Yunus Emre’nin ve Allah’a sevgili olanların yaşadıklarını, sende yaşarsın. Ne diyelim Rabbimiz inşallah bu kutlu yolda yürüyen, mübarek yolcularından eylesin. Amin…  Buraya kadar yazılanlar Marifetin 1. bölümüdür, yani “Tıfl Mânâ” Mânâlar çocuğu ile ilgili bölümüdür. Daha Marifetteki;  “Şeb-i Aruz’u açmadık…”

Şeb-i Aruz’un kelime olarak altı-yedi kadar açıklaması var. En doğrusunu yine ilk elden,  yani Rabbinden alarak ve dolayısıyla  “yaşayıp” öğreneceksin. Anlayacaksın ki; bu kelime üzerinde tartışmaya girmeyecek kadar  “kesin bilgiye ” sahip olacaksın.

Şeb-i Aruz’u anlatmayı çok istiyorum, ama Mânâlar Çocuğu olarak yaşayacaklarımız  “bu kadar mı?” derseniz;  elbette ki hayır deriz. Biter mi hiç?

Üzerinizde;  geçmişten gelen hatalardan-günahlardan dolayı veya bilerek,  bir başkası tarafından musallat kılınan cinliler varsa;  onların kaçışlarını veya size zaman içinde zarar verdilerse yanışlarını(öldürülüşünü) mutlaka görürsünüz. İşte ilk elden yardım. İşte Fatiha’nın hayata uygulanışı… “Yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.” ayetinin senin hayatında gerçekleşmesi.  Bir kez daha anladın mı?  Allah’tan başkasından yardım dilenmeyeceğini… Sen Rabbin olan Allah’a teslim oldun, tevekkül ettin, yardım da geldi. Bir daha sen, dosdoğru olan bu yoldan ayrılmadığın sürece sana ne yardımlar gelecek,  şaşar kalırsın.

Bu daha başlangıç… Kaderinde ne güzellikler gerçekleşecek. Yaşadıkça mest olacaksın. Hayatta hiçbir şeyden korkmayacaksın. Neden mi?  Ayet açık: ” Onlar, korkmayacaklar ve mahsun da olmayacaklar.” Sen, sadece Rabbin olan Allah’dan; O’nun emirlerine uymamaktan korkacaksın, başka şeylerden değil… Yani tam bir takva insanı olacaksın. Anladın mı? Hayatın “ Kur’an ve sünnetler içinde geçecek.” dememizi.

Bu arada Kur’an-ı Kerim’i mutlaka ama mutlaka okuyacaksın. Kur’an-ın ilk gelen ayeti  ” Oku”. Sende mutlaka okuyacaksın. Dur, hemen itiraz etme de dinle… Kur-an’ı diliyle okumayı biliyorsan da bir ayet Arapça ve hemen devamında da Türkçe mealinden okuyacaksın. Ayetin ne dediğini meal olarak mutlaka bileceksin. Kur’an güzel sesle okumak için indirilmedi. Okuyacaksın; okuduğunu anlayacaksın; anladığını hayatında uygulayacaksın; uyguladıklarınla başkalarına da örnek öğretmen olup öğreteceksin. Arapça okumayı bilmiyorsan öğrenmeye çalışacaksın. Buna muvaffak olamayacağına kesin inanıyorsan tamamen meal olarak okuyacaksın. Sen Kur’an-ı meal olarak okumaya ve ayetler üzerinde düşünmeye başla. Yardım Rabbimizden gelir. Ne diyor Rabbimiz Kur’an-da;  ” Kur’an-ı biz öğretiriz.”  Öğretiyor. O’na zorluk mu var? Unutmayın ki, yarın ahirette sadece yaptıklarımızdan hesaba çekilmeyeceğiz. Yapmadıklarımızdan da hesaba çekileceğiz. Bunun başında Kur’an-ı okumamak ve anlamamak var. Hiç aklınıza getirdiniz mi? Hangi Kur’an-ı Kerim’i derseniz; ”Elmalı’lı Muhammed Hamdi Yazır’ın deriz. Aman! Vahhabilerin ücretsiz verdiklerinden uzak durun.

Zikrederek yattığınızda uyku halinde iken Evliyalardan ders alma devam eder. Bu dersler ölümlü akla değil; ruhuna verilir.  Bir gün arifleri – hatipleri kıskandıracak kadar güzel ve doğru konuşmaya başlarsın, yine şaşarsın. Şaşma… Dedik ya hayatında ne güzellikler başlayacak. Bu güzel konuşma da onlardan biri. Sen artık Peygambere varis olmuşsun, O’nun davetine davetçi olmuşsun. Bundan daha güzel ne olabilir ki? Elbette doğru yoldasın ki sana yardım ediyorlar ve sende müslümanlara yardım ediyorsun.

Bu arada sana öyle sırlar verilir; öyle kerametler yaşarsın ki anlatılamaz. Bizlerin yaşadıklarını, bizlerden önceki Üveyslerin yaşadıklarını sende yaşayacaksın. Yeter ki öğretilen şekilde zikret, devam et. Mutlaka ama mutlaka kerametleri yaşatırlar. Sakın ha! Keramet yaşayacağım diye bu yola düşme. Kerametler hep hediyedir, senin dilemenle olmaz. Sen doğru olduğun sürece sana “hediye olarak” verilir. Niyetin Allah ve Resulünü sevme; tam bir sadakatla sevme olmalıdır. Bunun dışında kalan yollar hep kapalıdır. Bu sevgi sonunda namaz başta olmak üzere tüm ibadetlerin tam ihlasla olmaya başlar. Namaz vaktin geçecek diye üzülür, koşarak gelirsin yüce davete… Her ibadetini “ihlasla” yaparsın ve tarifi yapılamayan bir huzur çöker üstüne. Bu şekilde ibadetine devam ederken sana; ibadetlerinde Rabbinden “ihsan” verilir. Rabbini adeta “görüyormuşcasına” ibadet etme zevki verilir ve bu senden; sen kendini Kur’an ve sünnetler dışında tutmadığın sürece senden alınmaz. Ne saadet, ne saadet… Bir gün bakarsın Kabe karşında, bir gün bakarsın kimlerle namazdasın. Bir gün sevdiğin ve çok uzaklarda bulunan biri seni yakınında görür. Daha neler, neler… Çok açtık, kapatalım. Bunlar hep Marifetin başı sayılan birinci bölümünde yaşananlar… Ya Şeb-i Aruz’da yaşanacaklar? Ya Marifet bittiğinde, Ya Hakikat Makamında yaşanacaklar? İşte burada kesin yasak var. Hakikat Makamının yaşanışı hiç bir şekilde kimseye açıklanamaz! Kaldı ki bu yazılanların  – bu kadar açıklanmış  –  halinde bu güne kadar ne bir benzeri var, ne de bu kadar açık olanı var. Bu dünyada bir ilk… Rabbimiz niyetimizi biliyor. Amacımız baş olmak değil -bir müslümanı mümin eylemek, ibadetlerini nefs sahibi kullara değil Allah’a yapmasını sağlamak ve Allah’a giden dosdoğru caddeyi gösterebilmek ve bu yolculuk esnasında karşılaşacaklarını önceden haber vermektir. Niyet bu olunca yardım da Bir olan ve eşi benzeri bulunmayan Allah’ımızdan gelir.

Bir hadisi veya Kur’an-ı Kerim’den bir ayeti veya karşılaştığın ama çözümünde zorluklarla karşılaştığın bir sorunun cevabını sana birinci elden doğrusunu mutlaka öğretirler. Ama sen öğrenmek için çaba göster, araştır; bulamazsan sana hemen yardım gelir. Ankebut Suresi 69. Ayet hemen hayata geçirilir ve sen hayatını tarifi imkansız bir huzur içinde sürdürmeye devam edersin.

Bu arada hep güzelliklerden, kolaylıklardan, verilecek sevinç ve müjdelerden bahsettik. Hiç mi sınav yok? Olmaz olur mu? Ne diyor Yüce Kitabımız: “Siz hiç imtihan edilmeden mi cennete gireceğinizi zannediyorsunuz?” Bir başka ayette ise; “Sizler mallarınızla, canlarınızla ve çocuklarınızla imtihan edileceksiniz. ” diyor. Mutlaka ama mutlaka sizler ve bizler zikretsek de etmesek de; bu dünyada belirtilen üç şekilde imtihan edileceğiz. Bu sınavları bir tek şekilde, başarı ile geçebiliriz : “Sabırla”

Zikir ehline sabır da Allah’tan bir lütuf olarak gelmektedir. İşte fark burada… Çünkü bizlerden istenen “Verilen nimetlere şükretmek, imtihanlara ise sabretmektir.” Hayatını buna uyarlarsan, yani yukarıdaki hal üzerinde olursan hayatın kolaylaşır, güzelleşir.

Marifetin ilk bölümünde mutlaka ama mutlaka senin üzerinde İnşirah Suresini gerçekleştirirler. “Biz, senin sırtında; sana eziyet veren yükünü almadık mı?” Zikre başlayıncaya kadar sende var olan ve sana, ailene eziyet veren yükü, zorluğu, kötülüğü senin üstünden kesin olarak mutlaka alırlar. Oyuna veya kumara düşkün isen oyunu; içkiye müptela isen içkiyi; zinaya meyilli isen zinayı; yalancı isen yalanı mutlaka ama mutlaka sana bıraktırırlar. Nasıl bu kötü ahlaktan–davranıştan kurtulduğuna şaşarsın. Ayet kesin olarak emri/gerçekleşeceğini işaret etmekte. Bu da gerçekleştiriliyor. Daha neler neler yaşayacaksın. Daha fazla bilgi için sorulara cevap için bizi arayabilirsiniz. Ne kadar çok yazarsam yazayım;  yaşayacak olduğunuz güzelliklerden sizlere ancak başlıklar altında yazdım. Size tek bir cümle yazıp noktalayacağım. “YAŞA VE GÖR.”

Şeb-i Aruz’u çok ama çok kısa yazacağım. Hele siz Allah’ımızın izniyle zikre; Üveys Veysel Karane Zikrine bir başlayın ve bu yazıyı da saklayın. Saklayın ki;  yeri geldikçe bir bir yaşayın ve görün. Görün, anlatılanların az bile olduğunu…

Şeb-i Aruz’un başlamasının ilk ve kesin hali Resulullah’ımızı bir toplantıda, kalabalık içinde; daha doğrusu, düğün başlamadan önce –görülmesi ile- başlar. Sizden artık körlük de gittiğinden milyonlarca insanın yaşamadığını yaşamış; görülmeyenleri görmüş oldunuz. Bundan büyük saadet olur mu? Artık bu andan itibaren yazılarıma kilit vuruyorum. Hele siz bir kere Mânâ Çocuğu olmaya başlayın. Sonra yaşayın ve görün. Bunları da Allah’ımızın izni ile geçin. Size devamını ama biz yaşayanlar ama melekler, evliyalar mutlaka öğreteceklerdir… Hiç öğrenci öğretmensiz olur mu? Hiç Allah’a giden bu yolda, yolcu yarı yolda bırakılır mı? Elbette bırakılmaz… Hiç bu kadar (şimdiye kadar) açıklanmamış güzel Marifet Sofrası yarıda kalır mı? demeyin. Sizler “Marifet Sofrasından”   nasibinizi almaya bakın. Önce sofraya oturun, rızkınız kolayca önünüze gelir.

Bu yazılarda hatalar varsa ve sizlere itiraz etme cesareti veriyorsa, bilin ki; benim nefsimin kötülüğündedir. Eğer okuduklarınızdan feyz ve bereket aldıysanız; bu da size Rabbinizin hediyesidir.

Sizler, bu yazılanları okuyanlar;  bu yazıyı insanlara ulaştırmak için çaba gösterip hazırlayanlar; bana olan hakkınızı helal ediniz. Allah’ımıza emanet olunuz. Ne yaparsanız yapınız; hep  “Allah’a kul, Peygamberimize ümmet olmaya çalışınız.”

“YALNIZ SANA İBADET EDERİZ VE YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ.” (Fatiha Suresi – 4. Ayet)

YALNIZ SANA İBADET EDEN ve YANLIZ SENDEN YARDIM DİLEYEN KULLARINDAN EYLE BİZİ ALLAHIM

Amin.

 

http://www.veyselkarane.com/ziyaretci-defteri/

Gece Zikri

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Geceleyin zikri gerçekleştirirken, yıldızlar o kadar sana yaklaşır ki şaşarsın. Şaşma… Sen Peygamberimize salat ve selam yollarken ashabına da dua ve salat-ı şerif yolladığın için ve Peygamberimiz (s.a.v): “ Ashabım gökteki yıldızlar gibidir,  hangisine uyarsanız yolunuzu kaybetmezsiniz.” sözünün sonucu yıldızların mânâ âlemindeki ashaplar olduğunu yine ilk elden vasıtasız öğrenmiş olursun. Peki, niçin yaklaştıklarına gelince; kendi soyumuzdan olmadığı halde bize her gün salat ve selam yollayan ve ayrıca ruhlarına her gün hatim (11 İhlas ve 1 Fatiha) yollayanlara sevgilerini göstermek içindir.

Namazlarınızın sonunda bir “Fatiha” okuyup, bırakmayınız. Bunun yerine 11 İhlas ve 1 Fatiha okuyup bu sevapları: Peygamberimize, ev halkına, soyuna, akrabalarına, ashabına ve salih kullarına hediye edin. Çok fazla sevap aldığınız gibi, sizi sevdiklerini mutlaka gösterirler ve ispat da ederler. Ne olur, hemen itiraz etmeyin. Hele hiç bilmediğiniz konularda… Yaşayın ve görün.

Yaratılanlar içinde ilk defa itiraz eden ve yalan söyleyen lanetli iblistir. Rabbimiz olan Allah’ımız Kur’an-ı Kerim’de ne buyuruyor: “İblisin adımlarına uymayın.” İtiraz ederek siz; eğer yalan söylüyorsak biz; o zaman lanetli iblisin yolundan gitmiş oluruz. Böyle olmaktan Allah’ıma sığınırım. Size düşen zikri uygulamak ve sonunda yaşamak, bize düşen doğruları; sadece doğruları yazmaktır. 

Son olarak da, gece ibadetlerini; herkesin uykuda olduğu saatlerde kalkıp; ama Kur’an okuyun, ama en az 6 rekat teheccüd namazı kılın, ama zikir edin. Yapabilirseniz, hepsini de yapın.  Ama ilk önceleri bu nefsinize çok ağır gelir. Ertesi gün işe gideceğim, günüm çok zor geçer demeyin. O nefsinizin, iblisle işbirliği sonucu bir vesvesesidir. Aksine,  çok daha dinç olursunuz.  Sen gecenin bir bölümünde Rabbin için kalkıp ibadet ettin;  Rabbinde senin hayatını kolaylaştırdı. Bunda şaşılacak bir şey yok ki? Gece marifette alınan yolun gündüz alınandan daha fazla olduğunu da öğrendin. Artık sana düşen tek şey, bir an önce Allah’ın, Resulün ve Allah yolcuları ile beraber olmak için, üstüne düşen göreve başlamandır. Yardım Bir olan, Eşi ve benzeri olmayan Allah’ımızdan mutlaka gelir. 

http://www.veyselkarane.com/category/zikirde-yasayacaklarin/

Üveysilik Zikri “Tecelliler”

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Rüyalardan sonra namazlarda ve zikirlerde perdeler kalkmaya başlar. Artık tecelli dediğimiz –anlık görüntüler– başlar. Bir anda görürsün ve hemen kaybolurlar. Ama ne güzeldirler. Bir anda görürsün ama aldığın haz unutulmaz. İşte Hal Ehlinin–Yaşama Ehlinin tarifi olmayan lezzetidir; tadıdır bunlar. Yıllar geçse de unutamazsın. Senden önce yaşayanların yaşadıklarını yaşamaya başlamışsındır artık.

Mübarek olsun…

 

http://www.veyselkarane.com/author/admin/

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi’den..

Yâ Rabbî!
Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle.

Yâ Rabbî!
Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim!
O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.

Yâ Rabbî!
Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.

Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!
Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin.Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.

Yâ Rabbî!
Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle.
Ey ihsânı çok olan Rabbim!
Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.
Ey affetmeyi seven Rabbim!
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
Bizi hidâyete çıkar.

Yâ Rabbî!
Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur.
Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin.

Ey âlemin yaratıcısı!
Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin.
Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al.
O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).

Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin.”

 


Ey benim hâlıkım, yaratıcım, sen beni belânın şerrinden muhâfaza et, fakat onun yüzünden gelecek lûtufdan, ihsandan da beni mahrum etme. Rabbim gördüğüm, uğradığım belâlara karşı, lûtfet de şükredeyim. Geçip gidince de neden şükretmedim diye hasret çekmeyeyim 


 

Muhyiddin İbni Arabî Hazretleri’nin Salavat-ı Kübrâsı

 

Allahumme salli ve sellim alâ Seyyidinâ Muhammedini’n- Nebiyyi’l-Ummiyyi’l- Arabiyyi’l- Kureyşiyyi’l- Hâşimiyyi’l- Mekkiyyi’l- Medeniyyi.
Sâhibi’t- Tâc ve’l- Mi’râc.
Sâhibi’l- Şeriat ve Atâyâ.
Sâhibi’l- Makâmi’l- Mahmûdi ve’l- Havdi’l- Mevrûdi.
Sâhibi’s- Sucûdi li Rabbi’l- Ma’bûd.

Mânâsı:

Allah’ım Efendimiz;
Nebiyyi’l-Ummî, Arabî, Kureyşî, Haşimî, Mekkî, Medenî olana,
Tâc ve Mi’râcın Sâhibine,
Şeriat ve Atâ Sâhibine,
Makâm-ı Mahmud ve Havz-ı Mevrûd Sâhibine,
Tek Ma’bud-İbâdet edilen Rabb celle celâluhu için secdeler Sâhibine,
Salât ve Selâmımızı ulaştır.
Teslimiyet ve Sıla ulaşımımızı sağla İnşâallah..


Aşk-ı Üveysi-1 Sesli Kitap

Emeği  geçen herkesten Allah razı olsun.. Aşk-ı Üveysi 1 kitabı sesli hale getirilmiş çokta güzel olmuş..Zikre başlayan kardeşlerimiz geniş bilgi edinmek için muhakkak dinleyin derim..

26 bölümden oluşuyor ben sadece 4-5-6. bölümü paylaşacağım, tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz..

Sevgiler..

linki: https://www.youtube.com/watch?v=EHt-7ecZ4gY&list=PL5IkOFB4qyKeeY7468drUzig4dD7pi4XO 

 


Bölüm 4

 


Bölüm 5

 


Bölüm 6

Sadaka Vermenin Bir Başka Yolu

Merhabalar

Sadaka vermenin önemini bilmeyenimiz yoktur ama Hadid suresi 18. ayeti okuyalım isterseniz..

Hadid/18

İnnel mussaddikîne vel mussaddikâti ve akradûllâhe kardan hasenen yudâafu lehum ve lehum ecrun kerîm(kerîmun).

Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.

İhtiyacı olana yardım etmenin yanı sıra (çünkü bunu hepimiz biliyoruz) değinmek istediğim hayvanlara gıda yardımında bulunmak.Üstelik artan yemeklari dökmek yerine bir kaba koyup ulaşabilecekleri noktalara bırakarak..

Bırakacağınız bir kap su, bir kap yemekle açlıktan ölmek üzere olan bir hayvanın hayatını kurtarabilirsiniz..Ayrıca sadaka yerinede geçer..

Elimizden geldiğince destek olalım, ayrıca çocuklarımızıda bu konuda bilinçlendirelim..Çok defa hayvanlar için bırakılan su kabına tekme atıp kaçan, yemek yiyen hayvanı korkutan çocuklara rasladım.. :( Bu konuda iş ebeveynlere düşüyor..

Sevgiler

Allah der ki; Hayvanlar benim sessiz kullarımdır.

Onlar şimdi zulme susuyorlar ama hesap günü konuşacaklardır!..(Hz. Mevlana)

 

 


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 2.769 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: